1. Haberler
  2. İş Dünyası
  3. Start-Up Kurarken Yapılan 10 Kritik Hata: Girişimciler Nelere Dikkat Etmeli?

Start-Up Kurarken Yapılan 10 Kritik Hata: Girişimciler Nelere Dikkat Etmeli?

Start-Up Kurarken Yapılan 10 Kritik Hata: Girişimciler Nelere Dikkat Etmeli?
Start-Up Kurarken Yapılan 10 Kritik Hata: Girişimciler Nelere Dikkat Etmeli?
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir start-up’ı hayata geçirmek yalnızca iyi bir fikir ve güçlü bir ekip kurmaktan ibaret değil. Hukuki ve mali altyapıda yapılan hatalar, girişim büyüdükçe ciddi sorunlara dönüşebiliyor.

Bir start-up kurmak, çoğu girişimci için heyecan verici bir sürecin başlangıcı anlamına geliyor. Yeni bir fikir, geliştirilecek bir ürün, kurulacak bir ekip ve büyüme hedefleri ilk aşamada bütün dikkati üzerine çekiyor. Ancak girişimin geleceğini belirleyen unsurlar yalnızca ürünün pazardaki karşılığı, teknoloji veya satış rakamları değil.

Şirketin daha ilk günden nasıl yapılandırıldığı, ortakların hak ve sorumluluklarının nasıl belirlendiği, çalışanlarla yapılan sözleşmeler, fikri ve ticari değerlerin nasıl korunduğu, yatırım süreçlerine ne kadar hazırlıklı olunduğu da start-up’ın geleceği açısından önemli bir yer tutuyor.

Özellikle girişimin küçük olduğu dönemlerde bazı hukuki ve mali konular gereksiz ayrıntılar gibi görülebiliyor. “Şimdilik böyle devam edelim, şirket büyüdüğünde düzenleriz” yaklaşımı kısa vadede pratik bir çözüm gibi görünse de ilerleyen dönemlerde çok daha karmaşık sorunların ortaya çıkmasına neden olabiliyor.

Avukat Özge Özmen Korkut da start-up ekosisteminde karşılaşılan önemli sorunlardan birinin, hukuki altyapının şirket büyüdükten sonra ele alınması olduğunu belirtiyor. Girişimin kuruluşundan itibaren ortaklık ilişkilerinin, sözleşmelerin, çalışanlarla ilişkilerin, hisse yapısının ve yatırım süreçlerinin planlanmasının önemine dikkat çekiyor.

Peki bir start-up kurulurken hangi hatalar daha sık yapılıyor? İşte girişimcilerin şirketin ilk günlerinden itibaren dikkate alması gereken 10 önemli konu…

1. “Kervan yolda düzülür” anlayışıyla şirketi kurmak

Girişimcilik dünyasında hızlı hareket etmek önemli olabilir. Ancak hız ile hazırlıksızlık birbirine karıştırıldığında şirket açısından uzun vadeli sorunlar ortaya çıkabilir.

Bir start-up’ın ilk aşamasında “Önce şirketi kuralım, hukuki ayrıntılara daha sonra bakarız” düşüncesiyle hareket edilmesi, ilerleyen dönemlerde çözülmesi zor problemlere yol açabilir.

Ortaklık yapısı, şirket yönetimi, sözleşmeler, çalışan ilişkileri, fikri mülkiyet, yatırım ve hisse devirleri gibi başlıkların en başından değerlendirilmesi, şirketin ileride karşılaşabileceği durumlara hazırlıklı olmasını sağlayabilir.

Çünkü şirket küçükken alınabilecek bir karar, şirket büyüdüğünde çok daha fazla tarafı ve daha yüksek mali değerleri etkileyebilir.

2. Ortaklar arasındaki kuralları sadece güvene bırakmak

Bir girişimin ortakları çoğu zaman arkadaş, eski iş arkadaşı veya aile üyesi olabilir. İlk aşamada taraflar arasında güçlü bir güven ilişkisi bulunması son derece doğal.

Ancak ortaklar arasındaki kişisel ilişkinin iyi olması, gelecekte hiçbir anlaşmazlık yaşanmayacağı anlamına gelmiyor.

Şirket kurulurken ortakların görevleri, yetkileri, sorumlulukları ve karar alma mekanizmaları mümkün olduğunca açık şekilde belirlenmeli. Ortaklardan birinin şirketten ayrılmak istemesi, hisselerini devretmesi, yeni bir ortak alınması veya önemli bir karar konusunda ortakların anlaşamaması halinde ne yapılacağı da önceden düşünülmeli.

Bu tür konuların yazılı hale getirilmesi, yalnızca ortakları değil şirketin kendisini de koruyabilecek bir yapı oluşturulmasına yardımcı olabilir.

3. Hisse dağılımını yalnızca bugüne göre yapmak

Bir start-up kurulurken en çok üzerinde durulan konulardan biri kimin ne kadar hisseye sahip olacağıdır. Ancak burada yalnızca kuruluş günündeki tabloya bakmak yeterli olmayabilir.

Şirketin ilerleyen dönemde yatırım alması, yeni bir ortağın sisteme dahil olması, çalışanlara hisse verilmesi veya mevcut ortaklardan birinin ayrılması gibi farklı senaryolar ortaya çıkabilir.

Bu nedenle hisse dağılımının yanı sıra hisselerin gelecekte nasıl devredileceği ve şirketin yeni yatırımcılarla karşılaştığında ortaklık yapısının nasıl değişebileceği de düşünülmeli.

Özellikle şirketin değeri yükseldikçe başlangıçta küçük görülen hisse kararları daha önemli hale gelebiliyor.

4. Ana sözleşmeyi yalnızca kuruluş işleminin bir parçası olarak görmek

Şirket ana sözleşmesi, kuruluş sırasında tamamlanması gereken sıradan bir evrak olarak değerlendirilmemeli.

Girişimin yönetim yapısı, pay sahipliği, hisse devirleri ve ortakların belirli hakları açısından şirketin ihtiyaçlarına uygun bir hukuki yapı oluşturulması önem taşıyor.

Standart ve her şirkete uygulanabilecek bir metin, bazı girişimler için yeterli olmayabilir. Özellikle yatırım alma potansiyeli bulunan, birden fazla ortakla kurulan veya hızlı büyümesi hedeflenen start-up’larda şirketin özelliklerinin dikkate alınması gerekiyor.

Bu nedenle kuruluş aşamasında hazırlanan belgelerin yalnızca bugünkü ihtiyacı değil, şirketin gelecekte karşılaşabileceği senaryoları da dikkate alması önemli.

5. Çalışan sözleşmelerini “sonra yaparız” diyerek ertelemek

Start-up kültüründe ekip içi ilişkiler genellikle daha esnek ve samimi olabiliyor. İlk çalışanlar şirketin kuruluşundan itibaren sürecin içinde yer aldığı için taraflar arasında yazılı sözleşme yapılması zaman zaman ikinci plana atılabiliyor.

Ancak ekip büyüdükçe bu yaklaşım sorun yaratabilir.

Çalışanın görev tanımı, ücret ve yan hakları, çalışma koşulları, sorumlulukları ve şirketle arasındaki hukuki ilişkinin temel çerçevesinin yazılı olarak belirlenmesi hem işveren hem de çalışan açısından önem taşıyor.

Ayrıca start-up’ların en önemli değerlerinden bazıları çalışanların geliştirdiği yazılım, tasarım, veri, süreç ve diğer fikri üretimler olabildiği için bu alanların da hukuki açıdan doğru şekilde ele alınması gerekiyor.

6. Gizlilik ve ticari bilgilerin korunmasını ihmal etmek

Bir girişimin en değerli varlığı her zaman fiziksel bir ürün olmayabilir. Yazılım kodları, algoritmalar, iş modelleri, müşteri listeleri, fiyatlandırma stratejileri, ticari planlar ve henüz piyasaya çıkmamış ürün fikirleri de şirket açısından önemli değer taşıyabilir.

Bu nedenle şirket bünyesinde hangi bilgilerin gizli olduğu ve bu bilgilerin kimler tarafından hangi koşullarda kullanılabileceği konusunda açık kurallar oluşturulması önemlidir.

Çalışanların yanı sıra danışmanlar, ortaklar, potansiyel iş ortakları ve gerektiğinde diğer üçüncü kişilerle yapılan bilgi paylaşımlarında gizlilik konusunun dikkate alınması gerekir.

Sadece sözlü güven ilişkisine dayanan bir sistem, şirket büyüdüğünde yeterli korumayı sağlamayabilir.

7. Hukuk ve muhasebeyi birbirinden kopuk yürütmek

Bir şirketin hukuki yapısı ile mali yapısı birbirinden bağımsız düşünüldüğünde bazı kararların sonuçları gözden kaçabilir.

Şirket kuruluşu, sermaye işlemleri, hisse değişiklikleri, yatırım alma, ortaklık yapısındaki değişiklikler ve şirketin büyüme planları gibi konularda hukuk ve muhasebe tarafının koordineli çalışması önem taşıyor.

Örneğin girişimcinin aldığı bir karar yalnızca hukuki bir sonuç doğurmayabilir; aynı zamanda muhasebe, vergi veya finansal açıdan da değerlendirilmesi gerekebilir.

Bu nedenle start-up’ın kuruluşundan itibaren hukuk ve mali süreçlerin birbirini tamamlayan bir sistem olarak ele alınması, ileride ortaya çıkabilecek sorunların erken fark edilmesine yardımcı olabilir.

8. Hukukçuyla yalnızca sorun yaşandığında iletişime geçmek

Hukuk danışmanlığı çoğu zaman dava veya uyuşmazlık ortaya çıktığında hatırlanıyor. Oysa girişimcilik açısından hukukun önemli işlevlerinden biri de sorun ortaya çıkmadan önce riskleri azaltmak.

Bir sözleşmenin imzalanmadan önce incelenmesi, ortaklık yapısının kuruluş aşamasında planlanması veya yatırım sürecinden önce şirketin hukuki belgelerinin gözden geçirilmesi, ileride ortaya çıkabilecek bazı problemlerin önüne geçebilir.

Bu nedenle hukukçunun yalnızca “bir sorun çıktı, ne yapacağız?” aşamasında değil, şirketin önemli kararları alınırken sürece dahil edilmesi girişim açısından farklı bir yaklaşım sunabilir.

9. Yatırımcı kapıyı çaldığında hazırlıksız olmak

Bir start-up’ın kuruluş aşamasındaki küçük yapısı zaman içerisinde yatırımcıların ilgisini çekebilecek bir girişime dönüşebilir.

Yatırım görüşmeleri başladığında ise yatırımcının yalnızca ürün ve finansal göstergelerle ilgilenmesi beklenmez. Şirketin ortaklık yapısı, geçmiş işlemleri, sözleşmeleri, çalışan ilişkileri, fikri mülkiyet durumu ve diğer hukuki belgeleri de inceleme sürecinin konusu olabilir.

Özellikle şirketin geçmişinde belirsiz ortaklık ilişkileri, eksik sözleşmeler veya açıklığa kavuşturulmamış hisse işlemleri bulunması yatırım sürecinde ek çalışma gerektirebilir.

Bu nedenle yatırım ihtimali henüz gündemde değilken dahi şirketin belgelerinin düzenli tutulması ve hukuki yapının gelecekteki yatırım süreçlerini de dikkate alacak şekilde oluşturulması önem taşıyor.

10. Start-up’ın büyüme ihtimalini kuruluş aşamasında hesaba katmamak

Kuruluş sırasında yapılan en temel hatalardan biri de şirketin yalnızca bugünkü haliyle değerlendirilmesi.

Oysa bir start-up kısa süre içerisinde yeni çalışanlar istihdam edebilir, farklı ülkelerde faaliyet göstermeye başlayabilir, yeni ortaklar alabilir, yatırım çekebilir veya mevcut ortaklardan birinin şirketten ayrılması gündeme gelebilir.

Dolayısıyla şirket kurulurken yalnızca “Bugün neye ihtiyacımız var?” sorusuna değil, “Şirket büyüdüğünde bu yapı nasıl çalışacak?” sorusuna da cevap aranmalı.

Avukat Özge Özmen Korkut’un değerlendirmelerine göre girişimcilerin şirketlerini yalnızca küçük ölçekli bir işletme olarak değil, büyüyebilecek, yatırım alabilecek, ortaklık yapısı değişebilecek veya ileride devredilebilecek bir yapı olarak düşünmesi gerekiyor.

Bu bakış açısı, kuruluş aşamasındaki kararların daha uzun vadeli planlanmasına yardımcı olabilir.

Start-up kurarken hukuki kontrol listesi neden önemli?

Bir girişimin kuruluş aşamasında çok sayıda konu aynı anda gündeme geliyor. Ürün geliştirme, müşteri bulma, finansman, ekip oluşturma ve pazarlama gibi başlıklar öne çıktığında hukuki süreçlerin geri plana atılması mümkün.

Ancak başlangıçta hazırlanması gereken belgelerin ve alınması gereken kararların ertelenmesi, şirket büyüdükçe daha fazla zaman ve maliyet yaratabilir.

Bu nedenle girişimcilerin en azından aşağıdaki başlıkları kuruluş sürecinin bir parçası olarak değerlendirmesi gerekiyor:

  • Ortaklık yapısının netleştirilmesi
  • Hisse ve pay dağılımının planlanması
  • Ortakların görev ve yetkilerinin belirlenmesi
  • Şirket ana sözleşmesinin girişimin ihtiyaçlarına göre değerlendirilmesi
  • Çalışan sözleşmelerinin hazırlanması
  • Gizlilik ve ticari bilgilerin korunmasına yönelik düzenlemeler
  • Fikri mülkiyet haklarının değerlendirilmesi
  • Hukuk ve muhasebe süreçlerinin koordinasyonu
  • Yatırım ihtimalinin önceden dikkate alınması
  • Hisse devri ve ortaklıktan çıkış gibi senaryoların düşünülmesi

Bu başlıkların tamamının her start-up için aynı şekilde uygulanması gerekmeyebilir. Girişimin faaliyet alanı, şirket türü, ortak sayısı, çalışan yapısı ve yatırım planı gibi unsurlar dikkate alınarak uygun hukuki yapı oluşturulması gerekir.

Yatırım almadan önce hangi belgeler gözden geçirilmeli?

Yatırım görüşmeleri başlamadan önce şirketin mevcut hukuki ve mali durumunun mümkün olduğunca düzenli olması önem taşıyor.

Ortaklık yapısı, şirket belgeleri, hisse işlemleri, çalışan sözleşmeleri, ticari anlaşmalar, fikri mülkiyetle ilgili belgeler ve şirketin üçüncü kişilerle yaptığı önemli sözleşmelerin gözden geçirilmesi, yatırım sürecinde karşılaşılabilecek soruların daha erken fark edilmesine yardımcı olabilir.

Özellikle yatırımcının şirketi detaylı biçimde inceleyeceği süreçlerde geçmişte yapılan işlemlerin açık ve izlenebilir olması önem kazanıyor.

Girişimciler için asıl soru: Bugün değil, yarın ne olacak?

Start-up ekosisteminde hız, esneklik ve değişime uyum önemli unsurlar. Ancak hukuki altyapının da girişimin büyüme hızına ayak uydurabilecek şekilde tasarlanması gerekiyor.

Şirketin ilk günlerinde önemsiz gibi görünen bir ortaklık kararı, birkaç yıl sonra milyonlarca liralık bir şirket değerinin söz konusu olduğu bir süreçte çok daha önemli hale gelebilir. Benzer şekilde başlangıçta hazırlanmayan bir sözleşme, şirket büyüdüğünde çalışanlar, yatırımcılar veya iş ortaklarıyla yaşanabilecek anlaşmazlıklarda sorun oluşturabilir.

Bu nedenle girişimcilerin şirket kuruluşunu yalnızca ticaret sicilinde şirket açmak olarak görmemesi gerekiyor. Start-up’ın hukuki, mali ve operasyonel altyapısı da iş modelinin bir parçası olarak ele alınmalı.

Sık Sorulan Sorular

Start-up kurarken ilk olarak hangi hukuki konular ele alınmalı?

Öncelikle ortaklık yapısı, hisse dağılımı, ortakların görev ve yetkileri, şirketin yönetim yapısı ve temel sözleşmeler değerlendirilmelidir. Girişimin faaliyet alanına göre çalışanlar, fikri mülkiyet, gizlilik ve ticari sözleşmeler de kuruluş sürecine dahil edilmelidir.

Ortaklar birbirine güveniyorsa ortaklık sözleşmesine gerek var mı?

Güven ilişkisi önemli olsa da ortakların hak ve sorumluluklarının yazılı olarak belirlenmesi farklı senaryolarda şirketin işleyişini kolaylaştırabilir. Ortaklardan birinin ayrılması, hisse devri, yeni yatırımcı alınması veya önemli bir kararda anlaşmazlık yaşanması gibi durumlar önceden düzenlenebilir.

Start-up şirketlerinde çalışan sözleşmesi neden önemli?

Çalışanın görevleri, ücret ve yan hakları, çalışma koşulları ve şirketle arasındaki hukuki ilişkinin temel unsurlarının açık biçimde belirlenmesi hem çalışan hem de şirket açısından önemlidir. Start-up’ın fikri ve ticari değerlerinin korunmasına ilişkin konular da ayrıca değerlendirilmelidir.

Yatırımcı gelmeden önce hukuki hazırlık yapılmalı mı?

Yatırım görüşmelerinin başlamasını beklemeden şirketin hukuki yapısının düzenli tutulması, ileride gerçekleştirilebilecek yatırım süreçlerinde ihtiyaç duyulabilecek incelemelere hazırlık sağlayabilir. Ortaklık yapısı, sözleşmeler ve şirket belgelerinin güncel olması önemlidir.

Start-up kurarken standart ana sözleşme yeterli olur mu?

Her girişimin ortaklık yapısı, faaliyet alanı ve büyüme hedefleri farklı olabilir. Bu nedenle şirket ana sözleşmesinin girişimin özellikleri ve gelecekteki ihtiyaçları dikkate alınarak değerlendirilmesi önem taşır.

Gizlilik sözleşmesi hangi durumlarda önem kazanır?

Şirketin ticari sırları, yazılımı, müşteri bilgileri, iş modeli veya henüz açıklanmamış projeleri gibi bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşılması söz konusu olduğunda gizlilik düzenlemeleri önem kazanabilir. Çalışanlar, danışmanlar ve iş ortaklarıyla yapılan bilgi paylaşımlarında bu konu ayrıca ele alınabilir.

Hukuk ve muhasebe neden birlikte düşünülmeli?

Şirket kuruluşu, sermaye değişiklikleri, hisse işlemleri ve yatırım gibi birçok karar hem hukuki hem de mali sonuç doğurabilir. Bu nedenle ilgili süreçlerin hukuk ve muhasebe tarafları arasında koordinasyon sağlanarak yürütülmesi önemlidir.

Şirket büyüdükçe başlangıçta yapılan hatalar düzeltilebilir mi?

Bazı hatalar sonradan düzeltilebilir ancak şirket büyüdükçe tarafların, sözleşmelerin ve finansal değerlerin artması nedeniyle değişiklik yapmak daha karmaşık hale gelebilir. Bu nedenle mümkün olan konularda doğru altyapının başlangıç aşamasında kurulması önem taşıyor.

Sağlam fikir kadar sağlam altyapı da gerekiyor

Bir start-up’ın başarısını yalnızca fikrin yeniliği veya ürünün pazardaki karşılığı belirlemiyor. Şirketin ortaklık yapısından çalışan ilişkilerine, sözleşmelerinden yatırım hazırlığına kadar birçok unsur girişimin uzun vadeli gelişimini etkileyebiliyor.

Avukat Özge Özmen Korkut’un dikkat çektiği noktalar da girişimcilerin kuruluş aşamasında yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, şirketin gelecekte ulaşabileceği noktaya göre hareket etmesinin önemini ortaya koyuyor.

Bu nedenle start-up kurarken sorulması gereken temel sorulardan biri “Şirketi bugün nasıl kurarım?” iken, en az bunun kadar önemli olan bir diğer soru da “Bu yapı yarın büyüdüğünde nasıl işleyecek?” olmalı.

Doğru planlanan bir hukuki ve mali altyapı, girişimcinin gelecekte karşılaşabileceği farklı senaryolara daha hazırlıklı olmasına yardımcı olabilir. Özellikle ortaklık değişiklikleri, yatırım süreçleri, çalışan ilişkileri ve şirketin büyümesi gibi aşamalar daha kuruluş gününde hesaba katıldığında, start-up’ın gelişim sürecinde ortaya çıkabilecek belirsizliklerin azaltılması mümkün olabilir.

Kaynak: Startup Gazetesi

Start-Up Kurarken Yapılan 10 Kritik Hata: Girişimciler Nelere Dikkat Etmeli?
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haber Galerisi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.